NELER YAPILABİLİR.                                   

   Biz bu doğal olayın neresindeyiz diye soracak olursanız işte burası tam bir hayal kırıklığı ve ümitsizlik arzediyor.Şöyle ki bu bitkinin ümitsizce yaptığı mücadeleye destek vermek bir yana onun varlığından bile haberdar değiliz

                        

Kemah’ımızın aşırı bir erezyon ve ağaçsızlaşma yada ağaçlanamama sorunu olduğu konusunda herkesin hemfikir olduğuna eminim.Ama ağaçlanma konusunda bir şeyler daha doğrusu ciddi projeler yürütülmesi konusunda bu ağacın göz önüne alınacağını sanmıyorum.

 

      

      Yıllarca başka ülkelerin yada başka yörelerin uygulamış olduğu değişik projelere imrenerek bakmış bazen yarım yamalak almaya ve kendimize uymayan bu gömlekleri zorla giymeye çalışmışız.Bunu ilçemizin ağaçlandırma çalışmalarında da görmemiz mümkün.Şunu bir defa kafamıza sokmamız lazım ki Kemah’ın toprak yapısında Çam ve türevi iğne yapraklılarla çama benzer kazık kök yapısına sahip ağaç türlerinin sağlıklı bir şekilde gelişip tepelerimizi yeşillendirmesini beklersek daha çok bekleriz.Neden?Çünkü Kemah 50 senedir milyarlarca lira ve o kadar emek verilerek diktiği ağaçlandırma sahamıza bakar ve dikkatlice incelersek sorumuza cevabımızı bulabiliriz.

 

 

 

        İlçemizin toprak yapısı Karasu nehrinin alivyon taşıntısını saymaz isek  tam bir kil ve kireç katmanları ile sarılı.İlçemiz ağaçlandırma sahamızın doğu yamacının jeolojik yapısı incelendiğinde toprağın sadece 10 cm’lik bir kısmında organik canlılığın bulunduğu geri kalan kısmının ise kazık kök özelliğine sahip tüm bitkiler için tam bir aşılmaz bir engel olduğu ama her nasılsa tam karşısında aynı toprak özelliğine sahip ardıç plantasyonunun gayet iyi ve hiçbir destek almadan gelişme gösterdiğini görüyoruz

                                                                                     

    Düşüncem şu:Bu canlının Kemah için yapmaya çalıştığı bu bilinçsiz çabaya biz bilinçli yardımda bulunsak ,ve bu bitkinin 100-150 yılda başaracağı işi hızlandırsak ne  olur.

 

   Bu konuda karşımıza çıkan en büyük engel tohumlarda görülen çimlenme azlığı ve çimlenme güçlüğü.Zaten bu konunun da aşılması demek elimizi kolumuzu sallayarak gezmemize müsaade demektir. Ardıç ağacının tohumlarının %10’unun bile doğal olarak çimlenmesi kısa bir sürede ilçenin ormanlarla kaplanmasına yeterli.Ama şu anki bitkinin tohumlarının çimlenme hızı sanırım % 1 civarında.Çimlenme güçlüğünün giderilmesi hakkında ülkemizde birçok kuruluş araştırmalar yapmış ve çözümler bulunmuş.Çimlenme oranları %90 lara kadar yükseltilmiş.Eğirdir fidanlığının araştırmaları ve fidan üretimleri bize hem kaynak hemde yol gösterici olabilir.Çimlenme olayının çözümü ile biz ardıç ağacına en büyük yardımı vermiş olacağız.Tohumlarının %90 larda değilde %50 lerde bile olsa çimlenmesi konusunda ona yardımda bulunmak ona yapabileceğimiz en büyük yardımdır.Bu konuyu araştırmak ve çözümlemek ,ardıç bitkisinin ilçemizin orman varlığını oluşturacak ana tür olduğunu insanlara kabul ettirmek ,bizim bu konuda karşılaşabileceğimiz sorunlardan en önemlileridir.

                             

İlçemiz genelinde yapılacak bir kampanya dahilinde ve fazla bir maliyet gerekmeden bu türün geliştirip yetiştirilmesi mümkündür.Şöyle ki ;bu bitkinin tohumlarının uygun zamanda toplanması ,işlenmesi ve dikilmesi işlemi bir yada birkaç kişinin önderliğinde ve belirlenen alanlar içerisinde çok bir maliyet gerektirmeyen işlemdir.

 

      Bitkinin oluşturduğu tohumları toplamak için ilçemiz çevre sınırları içerisinde yeterli olgunluğa ulaşmış, kaliteli ve çevreye uygun anaçlar mevcuttur.Bu tohumları uygun zamanda toplamak ve işlemek ise pek bir maliyet gerektirmeyen iştir.Hem direk tohum dikimi yapılacağı gibi ardıç tüplü üretimi yapılıp çevremizde bir ilke bile imza atmış olabiliriz.

 

 

       Bitki tohumla üretileceği için hem fidan üretimi olmayacak hem de tüplü fidanı dikmekle tohum dikmek arasındaki zaman farkından dolayı birim alana daha fazla tohum ve daha geniş alanların tohumlanması sağlanacaktır.

                                                                                 

     Bitkinin ilk yılki gelişimine baktığımızda ise tüplü fidandan farklı olarak tohumdan çıkan embriyonun direk köklerini ana toprağa salacağı için ileriki yıllarda bir başka toprağa adaptasyon sorunu olmayacak bu da ilçemizde her yıl dikilen binlerce fidandan bir hatta kimi zaman hiç tutmama gibi bir trajedinin ve başarısızlığında önüne geçilmesi sağlanacaktır.

 

 

     İlk toprağa dikilirken embriyonun,topraktan çıktıktan sonraki gerekli ihtiyaçlarını karşılaması için verilecek az miktarda azotlu gübrelerin ise ilk yılki çıkış hızını olumlu yönde etkileyeceğine inanmaktayım.

 

 

     Tohumların temini için ilçemizin çevresinden  toplanan tohumların üretme istasyonlarından temin edileceklere oranla daha başarılı olacağı kanaatindeyim.Çünkü ilçemizin toprağının bitki üzerindeki etkisinin onun genetik yapısında da bazı belirli değişiklikler ve  adaptasyon açısından izler bıraktığını dikkate alırsak böyle bir çalışma bize başarıda tetikleyici etkide bulunacaktır.

 

     Toplanan tohumlar uygun zamana gelince belirli hakim tepelerden işe başlayarak yamaçlar ve düzlükler sıralaması izlenerek belirli bir kurala göre dikilmeli ve dikilen alanlara bir yıl süre ile evcil hayvanların sokulmaması sağlanmalıdır.Bitki ilk yıl gelişip dikenli yapısına kavuştuktan sonra bu alanlar mera olarak açılabilir.Çünkü bitki kendini koruma organları olan dikenlerini geliştirecek ve hayvanlar toynakları hariç bitkiyi yiyerek ona zarar veremeyeceklerdir.

                                      

  Bitki tohumlarının dikiminde tepelerden başlamamız gerektiği ve daha sonra ise yamaçları ve en sonunda da düzlüklere dikim yapmamız konusu üzerinde durmak istiyorum.Tepe ve yamaçlardan  ağaçlandırmaya başlamamız gerektiği konusundaki önceliği bir önizleme ile açıklamak istiyorum.İlçemizin güney yamaçlarındaki ardıç topluluğundaki görülen bir özellikle mihver bir ardıç çevresinde tepenin yamaçlarında birçok ardıç plantasyonunun oluştuğudur.Bunun sebebi olarakta kış boyunca gelişimini sağlayan tohum olgunlaşıp bitkiden ayrıldığı zaman yağışların etkisi ile oluşan erezyona takılıp toprakla bulanıyor bir nevi doğal dikim yapılıyor.Buda ana bitkinin yamaçlarında çeşitli yeni ardıçların oluşmasını sağlıyor.

                                                                                             

Fakat bu durum düzlük alanlarda böyle gelişmemekte ve daha az ardıç topluluklarına rastlanmaktadır.Bunda sebep ise muhtemelen dökülen tohumların toprakla  bulanmaması ve bu tohumlarında çevrede bu bitkinin tohum dökmesini bekleyen fırsatçı hayvanlar tarafından tüketilmesidir.

 

 

    Böylelikle tepe ve yamaçlara dikilen tohumlar ileride gelişecek ağaçların tohumlarının garanti altına alınması ve doğal dikiminin yapılarak  kendi kendine dikimin oluşmasıdır.